Kısa Bilgi

Mezhepler Arasındaki Farkların Sebepleri



Mezhepler Arasındaki Farkların Sebepleri
Ehl-i Sünnet ve'l Cemaat mezhepler arasındaki farklılıklar İslam dünyasına zarar değil aksine büyük fayda sağlamıştır. Herbiri kendi fikrini yaymaya çalışır ancak birbirlerini ortadan kaldırma gibi bir yola gitmezler. Hadiste de belirtildiği gibi birbirine saygı içerisinde oluşan bir ihtilafın rahmet olacağı açıktır ve tarih bunun rahmet olduğunu göstermiştir. Zaruri durumlarda bir mezhebin başka bir mezhebi taklit edebilmesi kolaylığı bu rahmetin en açık göstergesidir. Zira Ömer b. Abdulaziz bu konu ile ilgili olarak şöyle buyurmaktadır. "Resulullah'ın ashabının fıkhi meselelerde ihtilafa düşmemesini istemezdim. Çünkü onlar bir görüşte toplansalardı insanlar zora düşerdi. Bir kimse onlardan birisinin sözüne sarılırsa, bu kendisi için sünnet olur."(Muhammed Ebu Zehra, İslamda Siyasi, İtikadi ve Fıkhi Mezhepler Tarihi, s. 21) Ehl-i Sünnet itikadı içerisinde, uygulama alanındaki her türlü samimi düşünce, içtihat ve yorum İslamın değişik çevre ve coğrafyalara yayılmasını kolaylaştırdığı ve dine bir esneklik kazandırdığı bilinen bir gerçektir. Sahabenin bu farklı yorumlarına zemin hazırlayan sebeplerin en başında hadislerin değişik yorumlanması gelir. İslamın, Kuran'dan sonra en önemli kaynağı sünnet yani hadislerdir. Mezhep imamları sünnete sarılmanın önemi üzerine durmuş ve sünnetten kopanların hüsrana uğrayacağını söylemiştir. Mezhep imamları sünneti seniyyeye uymanın önemini şu sözleriyle vurgulamışlardır. İmam-ı Azam, "içlerinde hadisle meşgul olanlar bulunduğu müddetçe insanlar kurtulmuşlardır. Ne zaman ilmi hadisin dışında ararlarsa, o zaman bozulurlar. Allah'ın dini ile ilgili bir konuda şahsi görüşünüze göre hüküm vermekten sakınınız, sünnete tabi olunuz. Kim sünnetten ayrılırsa sapıtır."(Eş-Şa'rani, el-Mizanü'l Kübra 1:51) İmam Şafii, "Resulullah'tan bir hadis rivayet ettiğim halde o hadisten başka bir hükme varırsam, beni hangi gökyüzü gölgelendirir, hangi yeryüzü taşır." İmam Malik, "sünnetler Nuh'un gemisi gibidir. Kim o gemiye binerse kurtulur, kim binmezse boğulur." İmam Ahmed bin Hanbel, "bir çok bid'at ortaya çıktı. Her kim hadis bilmiyorsa o bid'atlara düşer." Görüldüğü gibi Ehl-i Sünnet mezheplerin imamlarının sünnetin fazileti konusunda aralarında bir ayrılık yoktur. Ancak kimi zaman bu hadisleri anlamada birbirinden farklı görüşler ortaya çıkmıştır. Bunun yanısıra mezhep imamlarının hadis bilgisinin birbirinden fazla veya farklı oluşu değişik hükümlerin çıkmasına sebebiyet vermiştir. Mezhep imamları bir konu kendisine ulaştırıldığında ilk önce Kuran'a başvururdu. Kuran'da o konu ile ilgili hükme rastlamadığında Peygamberin sünnetine bakılırdı. Eğer bundan da bir sonuç alınmadığı takdirde içtihat ile karar verilirdi. Bu da mezhepler arasında küçük farklılıkların oluşmasına sebebiyet vermiştir. Teknik olarak hadislerin tam olarak bir kişi tarafından bilinebilmesi imkansızdır. Nitekim İmam Şafii şöyle söylemiştir. "Sünnetlerin hepsini bilen, bilmediği hadis olmayan herhangi birisini bilmiyorum. Bütün hadis alimlerinin ilimleri bir araya getirilirse o zaman bütün sünnet bilinmiş olur. Alimlerin hadisleri dağınık olduğuna göre, her alimin bilmediği hadis elbette olacaktır. Onun bilmediği hadisleri bir başkası bilmektedir." Peygamberimizin (s.a.v.) kimi zaman yaptığı fiiller bazılarına göre zorunlu ibadet kapsamında gösterilmiş, bazılarına göre nafile olarak yorumlanmıştır. Ehl-i Sünnet mezheplerde bunun bir çok örneği bulunmaktadır. Ayrıca peygamberimizin yaptığı bir hareketi tam anlayamamak yada hareketin yarısından itibaren şahit olmak bazı farklılıklara sebebiyet vermiştir. Sahabelerin sözleri mezhepler arasındaki farklılıkların diğer bir unsurudur. Mesela Hanefi ve Malikiler sahabenin sözlerini kıyasa tercih ederlerken Şafiiler ise sahabe sözünü bazı durumlarda kabul etmezler. Bu durum farklı fetvaların oluşmasına neden olur. Bütün bunların yanısıra farklı iklimin, coğrafi özelliklerin, örf ve adetlerin mezhepler arasındaki farklılığın oluşmasında büyük etken olduğu bir gerçektir. Mezhep imamların bütün bu küçük ihtilaflarını nefsin arzularının çok dışında tutmuşlar ve yalnızca Allah rızasını gözetmişlerdir. Kesinlikle sadece kendi görüşünün doğru olduğunu iddia etmemiş, böyle olmasının daha uygun olabileceğini söylemiştir. Nitekim İmam-ı Azam şöyle söylemiştir: "Bizim düşüncemiz bir görüşten ibarettir ve elde ettiğimiz en güzel görüştür. Birisi bizim görüşümüzün daha güzelini ortaya koyarsa, bizden çok ona uyulması gerekir." (Muhammed Ebu Zehra, İslamda Siyasi, İtikadi ve Fıkhi Mezhepler Tarihi, s. 354) Mezhep imamların hayatları incelendiğinde birbirlerini incitmek bir yana daima birbirlerinden istifade ettikleri ve aralarında saygı bağı oldukları gözlemlenmektedir. Aralarındaki ihtilaf yıkıcı değil yapıcı ihtilaftır. Ayrıca ayrılığa düşmeyin emriyle çelişmez, çünkü daha önce de belirtiğimiz gibi mezheplerin birden fazla oluşu, ümmet için rahmet olmuştur.
Mezhepler, Mezhepler Arasındaki Farklar, Mezhepler Arasındaki Farkların Nedenleri, Mezhepler Arasındaki Farklılıkların Sebepleri

Kısa, Kısaca, Kısa Bilgi, Hakkında Bilgi, Nedir,